2 Şubat 2012 Perşembe

KARDAN ADAM YAPALIM

Bu sabah İzmir'de kara uyandık, aman ne heyecan! Kızların da epeydir beklediği bir şeydi karda oynamak. Giyindik, kuşandık, aşağıya indik. Bir sevinç, bir sevinç :) Kartopları yaptık, birbirimize attık, kardan adama "sükürbet" yaptık :) Velhasıl kelam durağan hayatımız biraz şenlendi...

30 Ocak 2012 Pazartesi

Gel kardeşim :)



Kızların diyaloğu iyice artmaya başladı: oyun kurmalar, danslar, birbirlerine akıl vermeler, yönetme gayretleri... Araları sadece bir dakika olmasına rağmen, Deniz'in önce doğması sebebiyle abla oluşu ve Yağmur'un da gayet mutlu bir biçimde "abya" deyişi pek bir hoş :) Şu anda Yağmur ksilofon çalıyor, Deniz de dans ediyor! Genel olarak zaten Yağmur müzikten ve şarkı söylemekten çok keyif alıyor. Hatta dün gece ilk defa kendi bestesine şahit olduk, sözlerde anlam aramayın :)Denizcik ise herşeyden çabucak sıkılmaya meyilli olduğundan şarkıları çoğu zaman özetlemeyi seçiyor :))) Danstan çok keyif alıyor ama kesin... Tabi bir de işin diğer yüzü var; her zaman güllük gülistanlık olmuyor ortalık. Hele bir şeyi paylaşamasınlar. Önce okkalı bir osmanlı tokadı; ardından ağlaşmalar, itişmeler... Hatta ben bunları yazarken sular ısınmaya başladı hafiften!

24 Ocak 2012 Salı

Selam :)

Uzun zamandan beri yazmıyorum, yazamıyorum, tembellik mi desem, yoğunluk mu desem... Aslına bakarsanız genel olarak internet kullanımım çok azalmış durumda; belki bilgisayarımı bile haftalardır açmamışımdır. Dolayısıyla bugün bir değişiklik yapmış oluyorum internete ve bloga girerek. Hatta Nilsu'nun bloğuna bakınca annesinin çektiği fotoğraflara ve yazdıklarına imrenmedim desem yalan olur. İşte o yüzden en azından bizi merak edenlerin ağzına bir parmak bal çalayım dedim :)


http://by.lilypie.com/O8BSp2.png

3 Eylül 2011 Cumartesi

YAZA VEDA





Kış bitsin, yaz gelsin derken; yaz bitti de sonbahara girdik bile... Kızların doğumgünü fotoğraflarını ekleyeceğimi söylediğimden bu yana bile bir hafta geçmiş! İşte biraz fotoğraf güncellemesi :)

26 Ağustos 2011 Cuma

İYİ Kİ DOGDUNUZ

Uzuuuun bir ara oldu, klasik aralarimizdan da uzun  malum bir ara bloglar kapandi, sonra acilmis haberim olmadi... Sonra yaz geldi, Cesme'ye geldik, falan filan derken simdi yaz da bitiyor!
Bugun de kizlarin dogumgunu  geri donmek icin harika bir gun. İlica'da Aquaparktayiz, eglence basladi. Ama asil parti aksama 
Yaziyi telefondan yazdigim icin fotograf ekleyemedim. Bir sonraki yaziya...
3. Yasimiz doluyor, cok mutluyuz cok da egleniyoruz 

25 Şubat 2011 Cuma

HASTAYIZ...

Bu kış bize yaramadı. Hastalıklardan başımızı kaldıramadık. Bağırsak enfeksiyonu, beta, bronşiolit vs. bitti, yine de arada sebepsiz ateşleniyoruz. Oyun kulubüne de epeydir ara verdik; bu sefer evde oyalamakta zorlanıyoruz. "İkizler de aynı zamanda hastalanıyordur, amaaan ne zor" dediğinizi duyar gibiyim. Ancak, bronşiolit haricinde diğer hastalıkları sırayla atlattık. Hatta beta sadece Yağmur'da görüldü. Hastalanmanın bir kötü tarafı da huy değişikliği yapması, sebepsiz ağlamalar, uyku düzeninin bozulması... Herşeye rağmen çok da vahim değil durumumuz; sadece gönül onların hep iyi, sağlıklı ve mutlu olmasını istiyor...

8 Şubat 2011 Salı

GEÇEN YIL BU ZAMANLAR...




Çok güldüm; yazıyı yazarken de hala gülüyorum bizimkilere :) Bir yılda ne kadar değişmişler :) Bir yandan da kederlendim hafiften; 2,5 yaşına geldiklerini düşününce hele, zaman ne kadar da hızlı akıyor... Az önce kendi fotoğraflarıma da baktım, yaşlanmışım; gülmem yarım kaldı :[

Kuafördeyiz...



Aslında "ilk" saç kesimimiz sayılmaz; geçen sene Kasım ayında bir kuaför deneyimimiz olmuştu; ama hem bizim acemiliğimiz, hem kızların ürkekliği yüzünden alelacele bir kesimle çıkmıştık salondan... Bugün gerçek anlamıyla bir kesim yaşadık, modelli filan, fönlü!!! kızlar da maşallah herkese "aman da ne de uslularmış, iyi dayandılar", dedirttiler. Gerçekten de çok keyifliydi :)
Sonra da süslü püslü bir şekilde misafirlerimizi ağırladık; yazlık komşularımız ziyaretimize geldiler, ne de iyi ettiler :) yine bekleriz efendim :)

7 Şubat 2011 Pazartesi

YAZ MI GELDİ???





Bu ne güzel hava böyle, güneşle beraber biz de ısındık, aydınlandık :) Dün parkta geçirdik günümüzü, bugün de Karşıyaka sahilinde kuşları kovaladık; aman ne heyecan!

29 Ocak 2011 Cumartesi

Zor dostum zor...




Blog üstadım yazmış "büyümek kimin için daha zor?" diye... Hani klasik bir laf vardır ya, büyüdükçe derdi de büyüyor diye... Ben çok da katılmıyorum aslında. Fikrimce her yaşın, her dönemin kendine has kolaylıkları ve zorlukları var. Örneğin önceleri uyku problemimiz vardı; iki çocuk için ne kadar büyük bir sorun olduğunu defalarca yazdım, şimdi yok (amman tahtaya vurun!). Sonra, yavaş yavaş dertlerini ifade etmeye başladılar, bu da rahatlatıcı bir gelişme. Nilsu'mun annesinden ayrılırken döktüğü o gözyaşlarına kıyamam, anne için çok zor olmalı; biz de o yok mesela. "Babayyy" diye gülerek el sallarlar arkamdan (Aa, yoksa seviniyorlar mı bunlar benim gidişime!). Ama diğer yandan çatışmalar arttı, neyi, nasıl yaptıracağını çözen cimcimelerin kaprisleri arttı, "terrible two/three" denen macera başladı; sinirler gerildi. Büyümenin bu ve daha pek çok farklı sorunlarıyla başedebilmek için gerçekten aklını, yüreğini, zamanını iyi kullanmak, anne olarak kendini eğitmek, bilincini, sabır ve hoşgörünü arttırmak gerekli. Çünkü o minik birey sizin ellerinizde şekilleniyor ve bazı şeylerin de telafisi mümkün olmuyor. İşte başa dönüp bir de bu açıdan bakınca, büyümek gerçekten de zor... Hadi bir de kendime pay biçeyim; benim için duble zor :))

25 Ocak 2011 Salı

Mağdurum da mağdurum!

Yahşi Cazibe'yi seyredenler için "hayranı" olduğum Simge tiplemesinin bu sözleri şu anki halimi cok iyi ifade ediyor.

Öncelikle bu son aranın alışılagelmiş aralarımızdan çok daha uzun sürmesinden dolayı duyduğumuz üzüntüyü ifade ederek, sevenlerimizin gönlünü alalım; sonra da kısa bir özet geçelim geçen zamanda neler olduğuna dair...

Kızlarımız büyüdü, elbette ki! Anaokulu oyun kulübüne başladılar. Bunun klasik bir sonucu olarak da hastalıklar başladı: bronşiolit oldular. Allahtan başında yakalayıp, ucuz atlattık. Bir süre okula ara verdik. Bu günlerde tekrar geri döndük; artık hayırlısı :)

Büyümeleri ağzımız bal çalan yenilikler de getirdi: Yeşilçam mı desem, Oscarlık mı desem artistik pozlar, konuşma çabaları ve yeni kelimeler (Benzetme çabaları müthiş :) örneğin Garfield = Gağpit :)), uyku düzenimizde iyileşmeler, tuvalet eğitimde olumlu adımlar, şirinlikler, şekerlikler, onları ısırmamak için kendimizi zor tuttuğumuz anlar... Böyle anlatınca çocuk büyütmek harika geliyor olabilir kulağa, ama annelerin de sinirlerinin zayıf düştüğü anlar olmuyor da değil... neyse :)

Bu arada rahatsızlığı nedeniyle anneme 4 yıldan beri eşlik eden yardımcısı ayrıldı. Neyse ki, yerine hemen yenisi bulundu; ancak o da 3 ay sonunda yalanlarla ayrılarak bizi zor durumda bıraktı. İşte en baştaki "mağduriyet"imizin sebebi de budur; çünkü kızlarımızın ablası bizimle annem arasında mekik dokumaya başladı. E, ne kadar idare etmeye çalışsak da düzenimiz bozulmadı diyemem. Umarım kısa zamanda bu işi de halledeceğiz.

Peki siz neler yaptınız, Denizimizle Yağmurumuzu özlediniz mi?



20 Eylül 2010 Pazartesi

KALDIĞIMIZ YERDEN...


Ne yalan söyleyeyim, son yazıma bakmadan hatırlayamadım en son nelerden bahsettiğimi... Aylar oldu ne de olsa. Prensesleri itişirken bırakmışım; e, hala kaldığımız yerde sayılırız. Bizimkiler palazlandıkça itişmelerin sayısı ve yoğunluğu da arttı. Ama çok şükür bu sürekli bir durum değil; zorla da olsa birbirlerine sarıldıkları anlar var. Ancak bunlar genellikle benim zorumla ve keyiflerinin yerinde olduğu zamanlarda yaşanabiliyor. Yoksa her an Yağmur'u Deniz'i ısırırken veya Deniz'i Yağmur'a "ah!" yapmak suretiyle kendi intikamını almaya çalışırken yakalamak da mümkün. Oyuncaklar paylaşılamaz, kucaklar paylaşılamaz, artık herkesin bardağı filan da ayrı aman ha! Bahanemiz çok...

BÜYÜDÜK VE GERİ DÖNDÜK...


Aylar geçti, yaz bitti ve biz ikinci yaşımızı doldurmuş olarak blogumuza dönüş yaptık :)Anlatacak çok şey var; nereden başlasak?.. En iyisi kaldığımız yerden devam etmek galiba. Herkese merhaba :)

8 Nisan 2010 Perşembe

Sitemler üzerine...

Bu uzun aralıklı yazışlar çok sevenimizin serzenişine neden oldu haklı olarak... En son bugün Nilsu'nun annesinin sitemine dayanamayarak klavyeyi elime aldım :) Gerçi bundan birkaç gün önce bir yazma teşebbüsüm olmuştu ama sevgili Deniz'in bir sabotajına kurban gitmiştim!.. Nilsu'cuğumun yaşadığı olayı okurken ben de çok üzüldüm. Sonra da bizim melekler üzerinde düşünmeye başladım. Aynı karından neredeyse aynı anda çıkma iki küçük insan, genellikle uslu oluşlarıyla sevindiğimiz, kendilerine has tatlı iletişimleriyle bizi güldüren, sempatik, sosyal ikizlerimiz bir bakıyorum bazen birbirlerine tahammül edemiyorlar! Daha şunun şurasında 19 aylıksınız, neyi paylaşamıyorsunuz! Bir bakıyorum gülüşüp oynarken hop, Yağmur Deniz'in eline dişlerinin izini bırakıvermiş. "Yapma Yağmurcuğum!". Arkamı döner dönmez bir daha... "Hayır Yağmurcuğum!".Uzaklaşmaya kalmadan bir daha! "Yağmuuurrr!!!" İntikam soğuk yenen bir yemekmiş, ama acısı dinmeyen Deniz başlıyor Yağmur'u itmeye...Derken başlıyor tabi beraber ve solo ağlayışlar! Demek öğrenmeden, doğamızdan mı geliyor bazı şeyler, ilginç?.. Ama genel olarak minnoşlarımla ilgili neşeli anlarımızın, nazar değmesin diyerek, varlığıyla mutlu olduğumuzu söylemeliyim. İyi ki varlar :)

24 Şubat 2010 Çarşamba

GECİKMELİ SEVGİLİLER GÜNÜ HATIRASI

14 Şubat'ta tam 111 fotoğraf çekmeme rağmen aktarım kablosunu bulamadığım için, fotoğrafları bloga yükleyememiştim. Minnoşlarımız tüm ailenin daimi sevgilileri olduğundan gecikmenin önemli olmadığını düşünüyorum ve buyrun fotolara diyorum...




Bu arada o gün başka neler oldu?
* malesef babamız yurtdışında iş seyahatindeydi
* sevgili babaannemiz bu yılki sevgililer günü pastasını torunlarına adadığından dedemiz tarafından protesto edildi :)
* yollarda yürüdük, balonlar aldık, yedik, içtik, güldük, eğlendik...

8 Şubat 2010 Pazartesi

uyumak ya da uyuyamamak... işte bütün mesele bu!




Biliyorum daha önce de yazdım, ama n'apıyım?! Eş yaşlarda bebeği olan hangi arkadaşıma ya da tanıdığa "uyuyor mu sizinki?" diye sorsam cevap hep aynı... Sık bölünen uykular, huzursuzluk, anneyi uykusuz bırakma vs... Bakınca nedenini bir türlü bulamadığım başlıca sorunumuz. Hatta blogun adını bile "uykusuz prensesler" diye değiştirsem mi :) Hani öyle gece uyanıp, oturmak filan yok çok şükür, ama gündüze göre daha mesaili gecemiz: su, emzik, süt, örtünme; sürekli kontrol. Durumumu hangi şarkı daha iyi anlatır acaba:
* Oynatmaya az kaldı, doktorum nerde mi?
* Uykusuz her gece mi?

Diğer bir sorun, ki bu da uykusuzluğu destekliyor olabilir: dişler! sayıları henüz 4 bile olmayan dişlerimizin de yollarını gözlemekteyiz.

Konuşmaya gelince; 5 kelime sayamıyoruz, ama herşeyi anlıyoruz maşallah! Özellikle Yağmur kendince pek birşeyler söyleniyor: "Dabay dabay", "Abovvv, oooo", "Debi debi debi", "Amini" gibi... Bir de meşhur "hemme"miz var ki; o da yemek içmeye dair her türlü nesneye verilen addır :)
- Başlıca içeceğimiz: "HEMME!"
- Yemek yiyelim mi Yağmur? "HEMME!"
- Yoğurt yer misin Deniz? "HEMME!"

Ama çocuğumun hakkını yemeyeyim, Yağmur bir kaç gündür söyle deyince "anne" ve "bitti" diyor. Deniz de söyler yakında.

İletişime gelince... Kızlar bazen birlikte gayet güzel oynuyorlar. Ammaaaa, bazen de bir kapışıyorlar ki, sormayın. Paylaşamadıkları genellikle bir oyuncak, bazen de kucak. Bir itişme, bir bağrışma yaşanıyor ki allaahhh! güler misin, ağlar mısın :) Bakalım biraz daha büyüseler neler olacak?.. bu arada, onlara evde eğlence olsun diye bir salıncak ve bir de puset aldım, neyseki onda kavga çıkmadı. Bebeklerini ayaklarında ya da salıncaklarında sallayıp, pusete de koyup gezdiriyorlar bazen :)

2 Ocak 2010 Cumartesi

YENİ YIL, YENİ YIL, YENİ YIL...


Aylar süren ihmalkarlığımdan dolayı işittiğim sitemin haddi hesabı yok... e, haklısınız ne deseniz! Ama kendimi affettireceğim. Bizden haber alamadığınız bu zaman zarfında kızlarımız yürüdüler; her lafı anlar oldular, bıcır bıcır iki yemelik cimcime oldular :) Yılbaşı eğlencesinden şu fotoğraflara bakar mısınız :)

2010 yılının herkes için iyi bir yıl olmasını ve bize gönlümüzden geçenleri sunmasını diliyorum. Sevgiler...